ANASAYFA » MEZUNLARIMIZ » MEZUNLAR » DOC DR METIN DOGAN
21/01/2017, 12:09

Doç. Dr. Metin DOĞAN

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
 
1971 yılında Çumra doğumluyum. Akören ilçesinin Orhaniye köyü nüfusuna kayıtlıyım. İlkokulumu köyümde, Çumra İmam Hatip Lisesi’nde ortaokul eğitimimi, Konya İmam Hatip Lisesi’nde de lise eğitimimi tamamladım. 1998 yılında ise Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni (N.E.Ü. Meram Tıp Fakültesi) bitirdim. 2012 yılına kadar farklı noktalarda Başhekimlik görevi yaptıktan sonra Meram Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladım ve halen burada görevime devam etmekteyim. İki kız, bir erkek olmak üzere üç çocuk babasıyım.


Başka bir bölüm okumak yerine neden Tıp Fakültesi’ni tercih ettiniz?

İmam Hatip yıllarımda iki tane hedefim vardı. Ya İlahiyat Fakültesi’ne gidecektim, ya da Tıp Fakültesi’ne gidecektim. Sözel derslerim çok iyi olmadığı için Tıp Fakültesi’ni tercih ettim. İki ilim vardır bilinmesi gereken, biri beden ilmi diğeri ise din ilmi. Duruma bu açıdan baktığım için ve sözel alanda iyi olmadığım için bu alanı seçtim.

 
İlim Yayma Cemiyeti ile ne zaman tanıştınız? Kim veya kimler vesile oldu?
 
1992 yılında Remzi Yılmaz diye bir arkadaşımız vardı, Çumra İmam Hatip’te birlikte okumuştuk. Onun vesilesiyle İlim Yayma Cemiyeti ile tanıştık. Tanıştığımızdan yıldan itibaren Cemiyetin içerisinde yer alıyor, vaktimiz oldukça programlara katılmaya çalışıyorum.

 
İlim Yayma Cemiyeti, hayatınızda değişikliklere neden oldu mu?
 
Fedakârlıklarla dolu bir süreç yaşadık. Gençlikte kazandığımız bu fedakârlıklar, hayatımızı tabi ki çok önemli derecede etkiledi ve değişimlere sebep oldu. Mesela ev kültürünü, ev yönetim tecrübesini İlim Yayma Cemiyeti’nin evlerinde kazandık. Bazen arkadaşlarımız çok pasif olurdu ev düzeni konusunda, biz ona her anlamda yardımcı olurduk ve bu durum bizim için zaman boyunca fedakârlığı öğrenmemize vesile oldu. Ayrıca Mehmet ağabey bizimle çok ilgilenirdi ve bizim fikir açısından gelişmemize vesile olanlardan biridir kendisi. Yeterince faydalanmadığım için bazen kendime kızarım, çok önemli bir değer kendisi. Bizim dönemimizde öğrencilere ev vermezlerdi. Ne dersek diyelim, apartman dairelerinde öğrencilere, kefil bile gösterseniz ev vermiyorlardı. Mehmet ağabeyin hatırına evlerde oturabiliyorduk.  Yarım saat güneş gören, hiç güneş görmeyen evlerde kaldık. Böyle evlerde kaldığımız dönemlerde ve o evlerde yaptığımız faaliyetler bizim hayatımızda çok büyük değişikliklere vesile oldu.

 
İlim Yayma Cemiyeti’nde kaldığınız dönemde tanıştığınız arkadaşlarınızla görüştükleriniz var mı?
 
Tabi görüştüğümüz, konuştuğumuz arkadaşlarımız var. Hatta şu dönemlerde moda olan whatsapp gruplarımız vardır, oralardan muhabbetlerimize devam ederiz. O zorlu zamanlarda birlik olan bizler, şu güzel günlerde muhabbet halinde kalamazsak ayıp olur yani. Bazen aynı şehirde buluşur, programlara da katılırız. İlim Yayma Cemiyeti’nde kazandığımız dostluklar ebedi oluyor yani..

 
İlim Yaymalı olmanın bir farklılığı var mı?
 
İlim Yayma’nın farklılığı günümüzde çok daha farklı şekilde hissediliyor. Şu dönemde birçok şeyin bozulduğunu görmek, İlim Yayma Cemiyeti’ne sevgimizi ve birliğimizi daha çok arttırıyor. Hizmete başladığı günden bu yana hiç yapısı bozulmamış, hedeflerinden şaşmamış, hedefleri doğrultusunda yol alan bir yer burası. Diğer vakıf ve derneklere baktığımız zaman aşırılığı görebilirken, burada böyle bir durumun oluşmaması bizi, bu yerlere daha çok bağlıyor ve mutlu ediyor.

 
Kitap okur musunuz? Okumak sizin için ne ifade eder?
 
Bizim meslek okumayı biraz zayıflatıyor diyebilirim. Yani tıp dışı okumayı zayıflatıyor. Her gün zaten tıp alanıyla ilgili çok şeyler okuyoruz. Tıp dışı bir şey okumak istediğim zamanlar ise islami kitaplar okumayı tercih ediyorum. Mesela şuan elimde İslam İlmihali kitabı var. Her yıl en az bir kere okunması gereken bir kitap bu. Okuyan insan farklı olur. Hangi alanda okursa okusun, okuyan insan güçlüdür. Ayrıca okuyan insan yazmaya da meyilli oluyor. Öğrencilik dönemlerimizde, Selçuk Tıp Bülteni adında dergi çıkarırdık ve bin adet bastırırdık. Okuyan insan, başka insanlarında okuması için bir şeyler hazırlama derdine girişiyor. Okumak gerçekten çok önemli..

 
Arkadaş seçiminde neye dikkat edersiniz? Arkadaş ne demektir?
 
Arkadaş, her şey demektir. İnsanlar bana kötülük yapmışsa bile, yapım ve anlayışım itibariyle kolay kolay silmem onları. Her şeyi paylaştığım çok arkadaşım var. Şunu net olarak söylüyorum, en iyi arkadaşlarım üniversite döneminde İlim Yayma Cemiyeti’nin içerisinde tanıştığım ve muhabbetimi devam ettirdiğim arkadaşlardır. Hâlen en sık görüştüğüm, oturup muhabbet ettiğim arkadaşlarım, onlardır. Arkadaşlık denince insanın aklına fedakârlık gelmektedir. Fedakârlık olmadan arkadaşlık sağlam bir zeminde oturmuyor.

 
Cemiyetimizin yurt ve evlerinde kalan arkadaşlarımıza bir tavsiyeniz var mı?
 
 Her dönem kendi gerçeğiyle yarışır. Bugünün öğrencilerinin ilgileriyle bizim dönemimizdeki öğrencilerin ilgileri farklı tabi. Sıkıntıların yoğun olduğu dönemlerde yetiştik biz. İnsanın her şeyini teslim edebildiği bir mesleğe sahibiz. Mahremini, vücudunu, sağlığını, her şeyini teslim edebildiği bir mesleğimiz var. Bu durumunda sorumlulukları gerçekten çok ağırdır. Kaliteli iyi bir insan olduğumuz zaman, mesleğimizin asli görevlerini en güzel şekilde yerine getirebiliriz. Yapacağımız meslek her ne olursa olsun, dini anlamda kendisini çok iyi yetiştirmesi gerekir. Dini hassasiyetler bir kişide yoksa, belki bu dünyada kazanır fakat ahirette hesabı sorulur. Bu dünyalık yaşamıyoruz biz, mesleğimizi de ahirete yatırım yapıyormuş gibi ifa etmeliyiz. Mesela şöyle bir örnek vermek istiyorum. Karaman’da başhekimlik yaptığım yerde, kan alma ünitelerinde bayanlar için ayrı kabinler oluşturdum. Sonrasında ise bakanlık bu durumu kriter haline getirdi. Bu ne anlam ifade ediyor, yani biz Anadolu insanıyız ve Müslümanız. Hiçbir hastamın, hiçbir hastaya kolunu, başını, orasını burasını göstertmeye hakkım yok. Bu durumda dindarlıkla ölçülen bir şey.. Kim olursa olsun, ister açık olsun, ister kapalı, erkeklerle konuşmaktan çekinmeyen, oturan kalkan biri bile olsa onun izin vermediği bir yeri başkasına gösterme durumun olamaz, olmamalı. Böyle bir mahremiyete bir doktor olarak dikkat etmek zorundasın. Yani mesleğin ne olursa olsun, görevini yaparken mesleğinin dindarı olman şart. Müslüman bir toplumda yaşıyorsak buna dikkat etmemiz gerekir.